Masallarımız

5. sınıf Türkçe Cem Yayınları çalışma kitabı, sayfa 79, 80, “Masallarımız”  dinleme metni etkinliklerinin cevap anahtarını aşağıda bulabilirsiniz.

>>Metni Dinleme İçin Oynat Tuşuna Basınız<<

 

masallarimiz-cevap-anahtari

 

1. ETKİNLİK

“Masallar” Metninin Özeti

Masallar bir çeşit halk hikayesidir. Bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen varlıklarla ilgili olağanüstü olayları anlatır. Anlatanı belli değildir. Masallar geçmişi yansıtırlar. Masallarda iyilik kazanır, kötülük kaybeder. Masalların zamanı yoktur. Gerçekle hayalin bir olduğu bir türdür.

Her kültürde olduğu gibi bizim de masallarımız vardır. Bunlardan bazıları Dede Korkut Hikayeleri, Anadolu Masalları, Keloğlan Masalları’dır.

Eskiden bu masalları anlatan Masal Analarımız vardı. Evlerde, konaklarda, ramazan akşamlarında birbirinden güzel masallar anlatırlardı.

Masallarımız üç kısımdan meydana gelir. Giriş (tekerleme) kısmı masalla ilgisi olmayan tekerlemelerden oluşur. İkinci bölümde asıl olaylar anlatılır.  Son kısımda da yine tekerleme olabilir ama giriş kısmındaki gibi uzun olmazlar.

Masallar insanları hayal aleminde gezdirirler, dinlerken zevk alırlar. Bu yönüyle masalların bütün kültürlerde önemli bir yeri vardır.

2. ETKİNLİK

1. Bölüm: Bu bölüm giriş bölümüdür. Anlatıcı, dinleyenlerin dikkatini çekmek için uzun bir tekerleme söyler.

2. Bölüm: Gelişme bölümüdür. Masalda geçen olaylar anlatılır.

3. Bölüm: Sonuç bölümüdür. Bu bölümde çoğunlukla kısa bir tekerleme söylenir.

3. ETKİNLİK

  1. Cümle: de, ki
  2. Cümle: ki
  3. Cümle: de
  4. Cümle: ki
  5. Cümle: da
  6. Cümle: ki, de
  7. Cümle: de
  8. Cümle: de, ki,
  9. Cümle: ki

4. ETKİNLİK

Örnektir

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…

Vay ne köşe bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe; bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi, diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş paşası!.. Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup, attım kendimi dışarı; gelgelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı!..

Az gittim uz gittim… Dere tepe düz gittim. Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek, altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!..

Vay başıma, hay başıma; bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil, ya bir devlet kuşu konsa başıma, ya da alsa beni kanadına kaşına, demeye kalmadı bir de gördüm ki, ne göreyim? Adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla, Zümrüdüanka dedikleri değil mi? Kafdağı’nın üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor. Bakın hele! Yüzü insan, gözü ahu. Ne maval, ne martaval. İşitilmedik bir masal!..

Alıntıdır. Kaynak