Benim Elli Beş Yıllık Türk Dilim

8. sınıf Türkçe MEB Yayınları çalışma kitabı, sayfa 27, 28, 29, 30, 31, “Benim Elli Beş Yıllık Türk Dilim”  dinleme metni etkinliklerinin cevap anahtarını aşağıda bulabilirsiniz.


Metni Okumak İçin Tıklayınız.


1. ETKİNLİK

A.

O yıllarda kitapçı diye bildiğimiz, ilerleyen yıllarda ise küçük çaplı bir sahaf dükkânı olduğunu öğrendiğimiz iş yerinin önünde bir sıra hâlinde pek çok dergi ve kitap sıralanmıştı.

B.

kitapçı: Bütün kitapçıları dolaştım ama istediğin kitabı bulamadım.
sahaf: Bu resim, eski bir sahaftan aldığım Osmanlıca yazılmış bir kitabın içinden çıktı.
dükkan: Evde yaptığım boncuk işlerimi satacak bir dükkan arıyorum.
iş yeri: Belediye, caddedeki iş yerlerinin yıkılmasına karar vermiş.
dergi: “Gözlerim kapalı” adlı edebiyat dergisinin 3. sayısı için sipariş verdim.
kitap: Kitaplığındaki kitapları tek tek kutuya yerleştirdi.

2. ETKİNLİK

Bu etkinliği kendiniz yapabilirsiniz.

3. ETKİNLİK

A.

Başlık, yazarın Türk Diline verdiği emek, sevgi ve çabanın güzel kısa bir açıklamasını içermektedir.

B.

Türk Dili Sevdam, Okuma Aşkı

4. ETKİNLİK

NOT: Yazımı yanlış olarak kırmızı renkle gösterilmiştir. Doğru yazımları yanlarında parantez içinde yeşil renkli olarak yazılmıştır)

DİNLEMESİNİ BİLİYORMUYUZ? (BİLİYOR MUYUZ?)
Hemen hergün (her gün) yaptığımız işlerden biriside (birisi de) dinlemektir. Bir düşününüz… En azından günde üçdört (üç dört) saatimizi buna ayırırız. Ev de (evde) annemizi, babamızı; okulda öğretmen ve arkadaşlarımızı dinleriz. Salonlara gider konserleri, konferansları dinleriz. Radyoyu açar; haberleri, bizi ilgilendiren konuşmaları dinleriz. Kısaca; dinleme günlük hayatımız da (hayatımızda) önemli biryer (bir yer) tutar.
Dinlemede (dinleme de) okuma gibidir. Nasıl okuyarak başkalarının düşüncelerini, duygularını öğreniyorsak aynı şeyi dinleyerekde (dinleyerek de) yaparız. Konuşulanlar üzerin de (üzerinde) düşünür, anlatılanları kavramaya çalışırız. Bu bakımdan dinleme, öğrenme yollarının başında gelir. İyi bir dinleyici olmak için bir takım (birtakım) alışkanlıklar gerekir. Bu alışkanlıkları edinmedikçe dinlediklerimizden iyice yararlanamayız. Bazıları vardır; gözlerini konuşana diker, sessizce otururlar. “İşte, iyibir (iyi bir) dinleyici” dersiniz ama gözleri konuşanda değildir. İyi bir dinleyici gözleriyle değil sorularla dinler; yani konuşulan konu üzerinde kafasında uyanan sorulara cevap arar. Dinlediklerini bu sorularla değerlendirir.
Bazı dinleyiciler ise konuşmayla değil, konuşmayı yapanla ilgilenir. Konuşmacının elbisesine, saçlarını tarayıp taramadığına, el ve yüz hareketlerine bakarlar. Bunlarda (bunlar da) iyi bir dinleyici değildir. Konuşanın giyinişi, kılık ve kıyafeti iyibir (iyi bir) dinleyiciyi ilgilendirmez. Onu ilgilendiren konuşmacının anlattıkları, o konu üzerinde düşündükleridir.
İyi bir dinleyici sabırlıdır. Konuşanı sonuna kadar dinler. Konuşanla aynı düşüncede olmayabilir. Ama hiç bir (hiçbir) zaman onun sözünü kesmez. Eğer soracakları varsa bunları konuşma bittikten sonra sorar.
Dinlediklerini değerlendirme, iyibir (iyi bir) dinleyicinin yapması gereken en önemli işdir (iştir).
Örneğin konuşmanın amacı nedir? Öğüt mü veriyor yoksa belli bir konu da (konuda) bir takım (birtakım) gerçeklerimi (gerçekleri mi) açıklıyor? Bunu yaparken heyecanlımıdır (heyecanlı mıdır)? Söyledikleri yeni şeylermidir (şeyler midir)? Bu ve benzer sorularla dinlediğini değerlendirme, iyi bir dinleyicinin yapacığı (yapacağı) işdir (iştir).
Emin ÖZDEMİR

5. ETKİNLİK

A.

B.

– Toplantıda bulunduğum için telefonu açamadım.
– Yazı yazmayı beş yaşımda öğrendim.
– Dostum Mert olmadan bu kurabiyeler boğazımdan geçmiyor.
– Bu yazıyı duvara yazan çocuk belli ki çok acı çekmiş.
– Para için bütün tanıdık kişilere telefon açtı.
– Radyoda çalan müzik bizi geçmiş günlere götürdü.
– Yakalanacağını anlayınca elindeki çantayı bırakıp kaçtı.
– Aldığım maketi akşam eve gelince incelersin.
– İstediklerini kabul ettiremeyince söylenerek gitti.

C.

Hayır, kullanılamaz. Bu kelime grupları kalıplaşmıştır ve kelime gruplarını oluşturan her bir kelimenin tek başına anlamları başkadır.

6. ETKİNLİK

A.

Kazdağı’nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeyim.
Edremit pazarına bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olmuştum.
Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur, gel.
Bana “Taze bal yersin, kana kana acı su içersin!” demişti.
Devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim bir yörük beni davet etmişti.
Yerini aşağı yukarı bildiğim obaya sabaha karşı ulaştım.
Temmuzda kaldırılacak harman için hazırlık yapıyorduk.
Arkamdan yükselen güneş, gölgemi yere serip götürüyor.
Kırağı yemiş toprak ve taze çimen kokusu etrafı kaplamıştı.
Güneşin vurduğu yerlerden dalgalı bir buğu yükseliyordu.
Onu gireceği sınava hazırlamak hepimizin görevi gibiydi.
Güneşli sakin bir sabaha uyanmak büyük bir nimetti.
Bu duvarı bitirebilmeniz için durmaksızın çalışmanız gerekir.

B.

İSİM FİİLLER SIFAT FİİLLER ZARF FİİLLER
yatmayı bakan kana kana
uyanmak geldiği serip
çalışmanız ettiğim durmaksızın
hazırlanmak bildiğim
kaldıracak
yükselen
yemiş
vurduğugireceği