Atatürk’ün Kültür ve Sanat Anlayışı

6. sınıf Türkçe Öğün Yayınları çalışma kitabı, sayfa 54, 55, 56, 57, “Atatürk’ün Kültür ve Sanat Anlayışı” dinleme metni etkinliklerinin cevap anahtarını aşağıda bulabilirsiniz.


» Metni dinlemek için oynat tuşuna basınız.


1. ETKİNLİK

A.

tarih, toplum, gelişme, maneviyat, halk, nesil, düşünce, yaşantı, duygu, güzellik, yaratıcılık, uygarlık, zevk, ustalık, resim, müzik, heykel, dans

B.

Örnektir

Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe kültür, bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılığa da sanat dendiğini biliyoruz. Kültür ve sanat bir toplumun gelişmişliğini en iyi gösteren unsurlardan ikisidir. Bir milletin kültür ve sanat anlayışı, bu konulardaki davranışları ve verdikleri eserler, o milletin ne kadar gelişmiş olduğunun bir göstergesidir.

2. ETKİNLİK

A.

Atatürk ve Kültür
Atatürk, kültüre önem veren bir liderdir. Kazandığı askeri zaferlerden çok, bu zaferlerin onun tasarladığı kültürel amaçlara ulaştıracağına sevinmektedir. atatürk, ulusumuzun siyasal, sosyal hayatında ve fikir eğitiminde kültürü rehber olarak görmüştür. O kültürü her şeyden önde tutar. Atatürk, geri kalmışlığı gidermek için ülkeyi sağlam kültür temelleri üzerinde oturtmanın gerekli olduğunu savunmuştur.

Atatürk ve Müzik
Atatürk, hayatı bir müzik olarak görür. Müziksiz bir hayatın, hayat olmadığını dile getirmiştir. Milletimizin kendi müzik kültürüyle evrensel müzik kültürünün harmanlanmasıyla, müzik alanında gelişeceğimize inanmaktadır. Bu düşüncesi doğrultusunda 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı kurulmuştur. Bu okul, evrensel boyutta eserler veren değerli sanatçılar yetiştirmiştir. Evrensel alanlarda sanatçılarımızın saygı görmesi, Atatürk’ün kültür ve sanat alanında yaptığı çalışmalar sayesindedir.

B.

Metnin Konusu: Atatürk’ün kültür ve sanat hakkındaki düşünceleri ve bunlara verdiği önem.
Metnin Ana Fikri: Bir milletin var olabilmesi ve gelişebilmesi için, kültür ve sanat alanında söz sahibi olması gerekir.
Yardımcı Fikirleri: Atatürk kültür gelişimini, askeri zaferlerden daha değerli görmüştür.
Atatürk, müziksiz bir hayatın olmadığını savunmuştur.

3. ETKİNLİK

A.

  1. Yıllardır görmediği büyükannesini ziyaret etmeye İstanbul’a geldi
    Amaç-Sonuç
  2. Yüksek sesle müzik dinlediklerinden komşuları rahatsız oldu.
    Sebep-Sonuç

B.

Amaç-Sonuç Cümlesi: Sigarayı bırakabilmek için doktora gitti.
Sebep-Sonuç Cümlesi: Sınıfta çok ses olunca öğretmenimiz kızdı.

C.

Bir konuşmada tekrara düşmek, konuşmacının sözlerini tekrar tekrar dile getirmesidir. Tekrara düşen konuşmacı, dinleyicileri sıkar, anlattığı konuya dinleyicilerin ilgisini çekemez ve boşa konuşmuş olur.

Ç.

Sık sık “eee, ııı, hmmmm” gibi sesler çıkarmak, konuşmanın akıcılığını bozar. dinleyici, konuşmacının anlattığı konu hakkında bilgi sahibi olmadığını düşünür ve bir müddet sonra konuşmayı dinlemez.

D.

Dinleyicilerle göz teması kurmak çok önemlidir. Bu temas sayesinde, konuşmacı, dinleyicinin dikkatinin dağılmamasını sağlar. Konuşmacı, dinleyicinin gözlerine bakarak, onun konuyu anlayıp anlamadığını anlar ve ona göre önlmeler alabilir.

4. ETKİNLİK

Bu etkinlik, grup çalışması olduğu için, etkinliği sizin yapmanız gerekiyor.

5. ETKİNLİK

Ağabeyim, evin önüne inmiş, babamın ormandan (isim) getirdiği  odunları kesiyordu. Hava sıcaktı ve (bağlaç) ağabeyim çok terliyordu. Bu arada bir grup çocuk, ağabeyimin odun kestiği yerin biraz ötesinde top oynamaya başlamışlardı. Onlar(zamir) oynarken, birinin ayağından fırlayan top, ağabeyimin başına gelmişti. Ağabeyim normalde çok sinirli (sıfat) biridir. Ama nedense bu duruma sinirlenmedi ve gülerek topu çocuklara geri attı.

Bir müddet sonra yine bir top aynı şekilde ağabeyimin başına geldi. Ağabeyim dayanamadı:
– Çocuklar, şu topu biraz daha ileride oynasanız? Bakın hava sıcak ve ben çok yoruldum. İki de bir kafama top gelmesi beni sinirlendiriyor.
Çocuklar özür dileyecekleri yerde saygısızlık yaparak:
– Bize ne be! (ünlem) Çok yorulduysan git dinlen.
– Burası bizim top oynama alanımız. Sen neden burda odun kesiyorsun? Git başka yere..
– Zaten sucuk gibi olmuşsun amca, git yıkan kokmadan, hahahaha…

Ağabeyim çok sinirlenmişti. Kızgınlığı gözlerinden anlaşılıyordu. İçimden “Şimdi odunu kaptığı gibi çocukların hepsini dövecek.” diye (edat) geçiriyordum. Ama öyle olmadı. Odunları ve aletleri toplayıp eve girdi. Sordum:
– Ağabey, normalde sen bu çocukları döverdin. Niye dövmedin.
Ağabeyim bana döndü ve gülerek:
– Ah be kardeşim. Bir insana dayakla terbiye verilmez ki… Babam bize döverek mi terbiye verdi? Hayır. Biz terbiyesiz miyiz?
– Hayır değiliz.
– Demek ki terbiye dayakla kazanılmaz…