Atatürkçü Düşünce

8. sınıf Türkçe Evren Yayınları çalışma kitabı, sayfa 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, “Atatürkçü Düşünce”  metni etkinlik cevap anahtarını aşağıda bulabilirsiniz.

1. ETKİNLİK

Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik, sessizlik anlamlarında sükûn kelimesi kullanılır.
• Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımama davranışı zorbalık kelimesiyle karşılanır.
Zira çünkü anlamında kullanılan bir kelimedir.
• Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisine katlanan anlamlarını karşılamak için pasifkelimesi kullanılır.
Çile kelimesinin zahmet, sıkıntı anlamı vardır.
• Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlık ve önlemlerin tümüne seferberlik denir.
• Eleştiri, eleştirme kelimelerinin eş anlamlısı tenkittir.
• Türkçede ücra kelimesi, çok uçta, kenarda veya uzakta bulunan anlamlarında kullanılır.
• Özündeki iyi nitelikleri zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak anlamında yozlaşma kelimesi kullanılır.
• Eksiksiz, toplam, toplu olarak topyekûn kelimesinin anlamlarıdır.
Tanzimat kelimesi idari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı anlamında kullanılır.
• İslam ülkelerinde genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu okullara medrese denir.
• Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan yönetim biçiminemeşrutiyet denir.
• Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık haklarına kapitülasyon denir.
• Uyum, ahenk kelimesiyle aynı anlamdadır.

2. ETKİNLİK

1- Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyeti korumak ve tehlikelere karşı savunmak.
2- Bağımsızlık ve Cumhuriyet tehlikeye düştüğü zaman, onu savunmak için içinde bulunan durumu göz ardı edip var gücünle savaşmak.
3- Bağımsızlık ve Cumhuriyeti tehlikeye düştüğü zaman her ne olursa olsun kurtarmak.

3. ETKİNLİK

Bence diktatör, diğerlerini iradesine boyun eğdirendir. Ben kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim.”
>> Atatürk’ün yönetim anlayışı.
“En iyi kişi, kendinden çok, ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır.”
>> Atatürk’ün insanlık anlayışı.
“Dünyada ve dünya milletleri arasında huzur, anlaşma ve iyi geçim olmazsa bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan yoksundur…”
>> Atatürk’ün evrensellik anlayışı.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir… Dünya yüzünde ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir…”
>> Atatürkün milliyetçilik anlayışı.
“Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en medeni memleketler seviyesine çıkarmalıyız.”
>> Atatürk’ün ilericilik anlayışı.
“Yurt toprağı sana her şey feda olsun.”
>>Atatürk’ün vatanseverlik anlayışı.
“Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.”
>> Atatürkün milliyetçilik anlayışı.
“Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olarak Türk milletine canımı vereceğim.”
>>Atatürk’ün vatanseverlik anlayışı.
“Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.”
>> Atatürkün milliyetçilik anlayışı.
“Bir Türk dünyaya bedeldir.”
>> Atatürkün milliyetçilik anlayışı.
“Yurtta barış, dünyada barış.”
>> Atatürk’ün barışseverliği.
“Ne mutlu Türk’üm diyene!”
>> Atatürkün milliyetçilik anlayışı.
“İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insani olmayan ve son derece üzücü bir sistemdir.”
>> Atatürk’ün yönetim anlayışı.
“Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.”
>> Atatürk’ün evrensellik anlayışı.

4. ETKİNLİK

6 Türkiye’de pek çok il, yıllık 200 günlük güneşlenme ortalamasını geçmektedir. Bu yüzden güneş enerjisinden faydalanmak için dünyanın en şanslı ülkelerinden biridir Türkiye.
4 Kapıdan girince hemen sağınızda bir vişne ağacı… Bahçeyi yaz güneşinden koruyan, akşamsefalarının sarı, pembe, beyaz çiçeklerin açtığı serin gölgelik… Birkaç merdivenle çıkılan bir kapı ağzı ve içeride çocukluğum…
2 “Alaylı” ya da “mektepli” kavramı eskiden beri vardır. Çeşitli mesleklerde alaylı ve mektepliler birbiriyle hep bir mücadele içindedir. Mektepliler alaylıları, alaylılar da mekteplileri küçük görür. Gazeteciler arasında da bu böyledir. Basınyayın, iletişim okullarından mezun olanlarla, çırak-usta ilişkisiyle yetişmiş gazeteciler medyanın her alanında birbirleriyle mücadele ederler. Oysa mekteplilerin ayrı, alaylıların ayrı yeri vardır medya dünyasında.
1 Dostluk ve dayanışma deyince fareyle güvercinlerin hikâyesi geliyor aklıma. Güvercinler avcının ağına yakalanınca hep birlikte kanat çırpıp farenin yanına gitmişler. Hiç kimse başka tarafa çekiştirmemiş. Bu dayanışma onları fareye götürmüş. Fare de eski dost… Kemirmiş hemen ağları ve kurtarmış güvercinleri avcının elinden.
3 Havadaki buharın yoğunlaşarak damlalar hâlinde yere düşmesine “yağmur” denir.
5 Yağmurda yürümek bazı insanlara büyük mutluluk verir.
Eğitim ve televizyon bugün çok az bir arada kullanılmaktadır. Oysa televizyonu eğlence aracı olmaktan çıkarıp her fırsatta toplumun eğitiminde araç olarak kullandığınızı düşünsenize. Ne inanılmaz bir toplum ne müthiş bir eğitim olurdu.

5. ETKİNLİK

A.

Örnekleme:

Uzun yıllar, dünya milletlerine uygarlığı yayan Türkler olmuştur. Orhun Yazıtları bunun açık bir örneğidir. Tarihî gerçeklerden biri de “Türk-İslam” uygarlığıdır. Bu ise dinimizin ilme verdiği büyük önemdendir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Duraklama Devri’nde bu durum yozlaşmıştır. Zamanın ilim ve kültür yuvaları olan medreseler yavaş yavaş tembellik ve gerilik merkezleri hâline gelmiştir.

Benzetme:

Doğu uygarlığından Batı uygarlığına geçişte itici güç, katarı sürükleyip götüren lokomotif, laik eğitim düzenlemesi olmuştur.

Sayısal verilerden yararlanma:

3 Mart 1924’te kabul edilen Eğitim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat) ile öğrenim birliği sağlandı.Okullar, eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığının denetimine verildi. Medreseler kapatıldı. Yabancıokullar ıslah edildi. Bu tarihten sonra Türk gençleri amaçta bir; tasada, kıvançta bir; aynı duygularla
kaynaşan insanlar hâlinde yetişmeye başladılar.

B.

Yazı içerisinde öne sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamıştır. Bu yollar kullanarak anlatılmak istenen açıkça okuyucuya verilebilmiş, okuyucu sıkılmamış, okuyucunun dikkati çekilebilmiştir.

6. ETKİNLİK

Başlık: Atatürk’ün Fikir ve Düşünce Yapısı
Alt Başlıklar: Milliyetçilik, Evrensellik, Gençliğ Verilen Önem, Bilime Verdiği Önem, Eğitimin Düzenlenmesi

7. ETKİNLİK

Örnektir.

Sevgili Ata’m,
Ben, bize bıraktığın cennet yurdun bir köşesinden sana sesleniyorum. Seni hiç görmedim, seninle konuşamadım. Seninle aynı havayı teneffüs edemedim. Sana çiçek sunmak isterdim. Bıraktığın cennetin bahçelerinden dal dal, boy boy; alı yeşiline karışmış demetler sunmak isterdim.
Sana, içine yurdumun kokusu sinmiş bir mektup yazıyorum. Her kelimesinde Akdeniz’i,Karadeniz’i göreceğin; her cümlesinde İzmir’i, Ankara’yı okuyacağın ve her hecesinde Samsun’un yaylalarını, çiçeklerini, pınarlarını hissedeceğin. Mektupta beni, bizi, kısaca tüm ulusumu göreceksin.
Mektubumda, sana güneşin ışıklarını, toprağımın verimini, yağmurumun bereketini getireceğim. Sana, ilkbaharda tohum saçan köylümün çalışkanlığını, tahta başında ders veren öğretmenimin azmini, ekmek ve kitap parası için sokakta simit satan çocuğun alın terini getireceğim. Şehit olmuş asker anasının feryadını, kundaktaki bebeğin hayata ilgisini, okul yolunda bir öğrencinin hayallerini getireceğim.

Kim bilir ne çok özlemişsindir Anafartalar’ı,Çanakkale’yi,İzmir’i?... Belki hâlâ özlemini duyuyorsundur Samsun’a ayak bastığın ilk günün… Bize ders olarak anlatılan Çanakkale’den, Arıburnu’ndan insanımın sesini. Bandırma Vapuru’yla Samsun’a yol aldığın Karadeniz’den köpük köpük deniz kokusunu gönderiyorum.
Aradan geçen bunca seneden sonra biz de seni çok özlüyoruz. Sana şiirler yazıyoruz. Her gün, her an sevecen bir gülümseyişle bize bakıyorsun. Sen bizi duyuyor, görüyorsun. 2000 yılında,Cumhuriyetimizin 77. yılında senin başarılarını sahipleniyor, onlarla öğünüyoruz. Bilmem bana inanıyor musun?
Ben, seni seviyorum Atatürk’üm. Seni çok seviyorum. Sana ve yurduma lâyık biri olarak yetişeceğime söz veriyorum. Sen bizlere kılavuzluk etmeyi sürdüreceksin. Senin rehberliğinde çağdaşlığa, uygarlığa, bize gösterdiğin hedeflere, aklın ve bilimin ışığına kavuşacağız. Sensiz olmuyor sevgili Atatürk’üm!
Mektubumun sonunda sevgili Atatürk, senden bize inanmanı, bize güvenmeni ve sonsuzluk uykusunda rahat olmanı diliyorum. Bizler, hepimiz, ilerde doktor, öğretmen, mühendis olacağız. Bizler, senin yenilikçi, coşkun ruhunu taşıyan MUSTAFA KEMALLER olarak yetişeceğiz. Sana söz veriyorum.
Sana bunları anlatabildiğim için, sesimi sana duyurabildiğim için, ulusumun selâmını sana iletebildiğim için mutluyum. Mutluyum, çünkü artık ben de bir MUSTAFA KEMAL’im!..

Alıntıdır. Kaynak